logo

Dava Dökümü / Sıra No. 07:

TÜTED Davası

Dava Konusu: "TÜTED Merkez Yürütme Kurulu ve Ankara Şubesi Yönetim Kurulu üyesi bulunan sanıkların dernek tüzüğü ile belirtilen ve teknik hizmetlerde çalışanların mesleki sorunları, mesleki gelişmeleri, temel hak ve özgürlüklerinin sağlanması ve savunulması amacı dışına çıkarak 1630 sayılı dernekler kanununda belirtilen yasaklamalara aykırı hareketle dernek amacı dışında faaliyette bulundukları" iddiası ile " eylemlerine uyan 1630 sayılı dernekler kanununun 35. maddesi delaletiyle aynı kanunun 65/2 maddesi gereğince cezalandırılmaları" talebi


21.12.1972 tarih ve 1630 Sayılı Dernekler Kanunu'nun 35. maddesi "Yasak veya İzne Bağlı Faaliyetler" ile ilgilidir.
Kanunun 65. maddesinin 2. bendinde ise "35'inci madde hükümlerine aykırı faaliyette bulunan derneklerin yöneticileri altı aydan bir yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır." denmektedir.
Davaya Bakan Mahkemeler Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı 1 Numaralı Askeri mahkemesi (E.1980/1332)
Ankara İkinci Asliye Ceza Mahkemesi (E.1982/989)
Sanıkların Avukatları: Erşen Sansal ve [TÜTED Ankara Şube Y. K. üyesi N. Hülya Kumbasar'ın avukatı olarak] Reşat Kadayıfçılar
Dava süreç ve sonucu: "TÜTED Merkez Yürütme Kurulu Üyeleriyle Ankara Şubesi Yönetim Kurulu başkanı Namık Kemal Döleneken'in, 21.01.1980 günü saat 19.30 sıralarında bir ihbarı değerlendiren güvenlik kuvvetlerinin dernek merkezine intikallerinde, dernek içerisinde toplantı halinde yakalanmaları"ndan sonra dernek merkezinde ve aynı yerde faaliyet gösteren Ankara Şubesi'nde yapılan arama sonucunda amaç dışı faaliyete delalet eden "siyasi mahiyette üzeri resimlenmiş duvar afişleri, Türkiye İşçi Partisi'nin program ve tüzüğü, bu partiye ait bağış makbuzu, kışkırtıcı ve siyasi içerikli haber bültenleri, çeşitli kişi ve kuruluşlara postalanmak üzere hazırlanmış 'Baskı Yasalarına hayır' başlıklı bildiriler" bulunduğu (bkz. Ek.07.01) gerekçesiyle, Genel Başkan Harun Aykut Göker, Genel Sekreter Reşit Oğuz, MYK Üyeleri Haluk Orhun, Yiğit Sayılgan, Günay Bolazar ve Hüseyin Özcan ile Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Namık KemalDöleneken o gece Sıkı Yönetim Komutanlığı'nca gözaltına alınmışlardır.
Aynı gece dernek GenelMerkezi ve Ankara Şubesi de güvenlik kuvvetlerince mühürlenmiştir.
Adı geçen yöneticiler 21 Ocak'tan 6 Şubat'a kadar Etimesgut Zırhlı Tugayı'nda gözaltında tutulmuşlardır. Zanlılar, 06 Şubat 1980 günü "tutuklama istemiyle Sıkıyönetim Askeri Mahkemesi'ne sevk edilmişler, istemi inceleyen Sıkıyönetim Komutanlığı 1 Nolu As. Mah.sinin 06.02.1980 gün ve 1980/54-47 sayılı kararı ile haklarındaki istem reddedilip, aynı gün Komutanlıkça serbest bırakılmışlar; daha sonra itiraz üzerine 21.2.1980 günü müsnet suç nedeni ile tutuklanıp ceza evine alınmışlardır."
01.04.1980 günü yapılan ilk duruşmalarında ise tutuksuz yargılanmalarına karar verilerek serbest bırakılmışlardır.
1980 yılında 13 Mayıs ve 30 Eylül; 1981 yılında 5 Mayıs, 9 Haziran, 9 Temmuz, 4 ve 20 Ağustos, 22 Eylül, 20 Ekim, 12 Kasım, 8 ve 22 Aralık; 1982 yılında ise 21 Ocak günlü duruşmalarla devam eden ve TÜTED Merkez Yürütme Kurulu ile Ankara Şubesi Yönetim Kurulu'nun bütün üyelerini kapsamına alan Askeri Mahkemedeki yargı süreci, mahkemenin 25 Mayıs 1982 günü görevsizlik kararı (E.1980/1332, K.1982/194) vermesiyle nihayete ermiş ve dava dosyası Ankara İkinci Asliye Ceza Mahkemesi'ne intikal etmiştir.
İkinci Asliye Ceza Mahkemesi'ndeki 22.12.1982, 02.03.1983, 02.05.1983, 15.06.1983, 07.10.1983, 02.12.1983, günlü duruşmaları takiben mahkeme 26.12.1984 günlü duruşmada "tüm sanıkların 1630 sayılı dernekler kanununun 35. maddesi delaleti ile 65/2 maddeye aykırı davranışta bulunduklarına dair mahkumiyet hükmü tesisine elverişli kesin ve inandırıcı deliller elde edilmemiş olmakla tüm sanıkların müsnet suçtan BERAATLARINA, temyiz yolu açık olmak üzere karar vermiştir. (E.1982/989; K.1984/880)"
Bu karar temyiz edilmemiş ve 03.01.1985 tarihinde kesinleşmiştir.
Ancak, davanın sürdüğü beş yıl boyunca dernek faaliyetten alıkonmuş; beraat sonrasında da faaliyetine devam edememiştir. Derneğin faaliyetten alıkonmasının, "icra takibine uğranması" ve "kendiliğinden dağılmış sayılması" gibi bazı hukukî sonuçları da olmuştur. Bu duruma ilişkin bazı belgeler de ek olarak verilmiştir.
Eklenen Belgeler: